Küçük kız çok severdi onu. 1 hafta boyunca minik ellerini kocaman açıp büyükbabasının iyileşmesi için dualar etti. Yine hep beraber pikniğe gitmek istedi belki de. Küçük kız büyümüştü. Elleri hala minnacıktı ama bu 1 hafta büyütmüştü onu. Annesinin tesellisine ihtiyacı yoktu. Yalnızca babasının gözyaşlarına dayanamıyordu. Babalar güçlüydü çünkü. Kolay ağlamazdı, yıkılmazdı hemen. Ama büyükbabası gidişiyle yıkmıştı babasını. Sadece babası değil kimse alışamamıştı bu ani gidişe. Çabuk gitmişti ama hep istediği gibi kimseye yük olmadan gitmişti. Tanık olmuştu küçük kız, büyük gidişlere.
Bitmeyen gün bitmiş, ertesi gün gelmişti. Omuzlarda gelmişti büyükbabası evinin bahçesine. Kapatmışlardı onu tahtadan bir kutuya, sarmışlardı bembeyaz çarşaflara. Bakmak isteyenler vardı son kez yüzüne. Küçük kız da bakmak istedi. Annesi izin vermedi ama o ısrar etti. Bakmalıydı, ne olacaktı ki o kaç yıllık büyükbabasıydı. Baktı, tebessüm eden büyükbabasına son vedasını yaptı küçük kız. Ve gitti büyükbabası. Topraktan gelen insanoğlunun toprağa dönüş vaktiydi şimdi.
09.08.2014
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder