3 Ağustos 2016 Çarşamba

Küçük kızın büyükbabası

İlk defa karşılaşıyordu küçük kız evdekilerin bu haliyle. Çok kalabalıktı ev ama her zamanki misafirlerden değildi gelenler. Çok üzgündü bu seferkiler. Bir odada büyükhala bağırıyor diğerinde büyükanne sakinleştiricilerin etkisinde ağlayamıyor, evin kızları ise kendi acılarını önemsemeksizin birilerini teselli ediyorlardı. Güç alıyorlardı birbirlerinden. Gerçi en büyük güç kaynağı gitmişti, evin babası 1 haftalık koma sonrası hayata veda etmişti. Ne büyüktü o. 10 kardeşi arasında tekti. Pehlivandı, çavuştu, büyükbabaydı. Evet dede değil, büyükbabaydı. Dede kelimesini yaşlı bulduğu için torunlarına büyükbaba demeyi öğretmişti. 9 torunu da ona büyükbaba diye hitap etmişti.

Küçük kız çok severdi onu. 1 hafta boyunca minik ellerini kocaman açıp büyükbabasının iyileşmesi için dualar etti. Yine hep beraber pikniğe gitmek istedi belki de. Küçük kız büyümüştü. Elleri hala minnacıktı ama bu 1 hafta büyütmüştü onu. Annesinin tesellisine ihtiyacı yoktu. Yalnızca babasının gözyaşlarına dayanamıyordu. Babalar güçlüydü çünkü.  Kolay ağlamazdı, yıkılmazdı hemen. Ama büyükbabası gidişiyle yıkmıştı babasını. Sadece babası değil kimse alışamamıştı bu ani gidişe. Çabuk gitmişti ama hep istediği gibi kimseye yük olmadan gitmişti. Tanık olmuştu küçük kız, büyük gidişlere.

Bitmeyen gün bitmiş, ertesi gün gelmişti. Omuzlarda gelmişti büyükbabası evinin bahçesine. Kapatmışlardı onu tahtadan bir kutuya, sarmışlardı bembeyaz çarşaflara. Bakmak isteyenler vardı son kez yüzüne. Küçük kız da bakmak istedi. Annesi izin vermedi ama o ısrar etti. Bakmalıydı, ne olacaktı ki o kaç yıllık büyükbabasıydı. Baktı, tebessüm eden büyükbabasına son vedasını yaptı küçük kız. Ve gitti büyükbabası. Topraktan gelen insanoğlunun toprağa dönüş vaktiydi şimdi.

09.08.2014

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder